Geçmişten Günümüze Efsaneleşen Oyunlar

Kişisel blog açıpta mimlere cevap vermemek olmazdı tabii ki de! Yıllar önce sevgili Sezer Ağabeyin başlattığı bu mime bende bir şeyler yazmak istedim. Mime cevap veren diğer arkadaşlar gibi kısa tutmayı düşünmüyorum çünkü benim listem baya kabarık zira çocukken tam bir oyun delisiydim diyebilirim. Şaka bir yana -gerçekten delide olabilirim- Sezer Ağabey güzel bir mim başlatmış, arkadaşlarda çok güzel şeyler yazmışlar, okurken geçmişe gittim ve çok mutlu oldum. Hepsine buradan ayrı ayrı teşekkürlerimi gönderiyorum. Belirtmek istiyorum ki bu yazıda bahsedeceğim oyunların bir kısmı dijital olurken bir kısmı da saklambaç, taso, birdir bir ve gol atan kaleye gibi efsane oyunları içeriyor. Beraber bir göz atalım, geçmiş hatıraları canlandırıp maziye içelim. Yok lan iki atari oyunu görüpte, duygulanıp içmeyin sakın.

1999 yılından beri bilgisayarda oyun oynuyorsam yirmi bir yıl olmuş demektir. O zaman bu oyunların mazisi gerçekten sağlam. Birazda bu yüzden resimlerini görmek bile beni duygulandırıyor, biz gerçekten duygusal bir milletiz, üzmeyin lan bizi! Neyse fazla uzatmadan gelelim şu efsaneleşen oyunlara. Baştan söyleyeyim bin bir çeşit oyun var ben sadece benim için efsaneleşen, çocukluğumda -hala daha oynarım bir çoğunu- çok sevdiğim oyunları anlatacağım. Mesela bu yazıda Silkroad Online olmayacak çünkü sizin için harika bir oyun olsada benim pek vakit harcamadığım bir oyundu. Tamam bu konuda anlaştıysak eğer başlayalım...

Seksenler

Teknolojiden Önce:

İki binli yıllardan sonra gelen nesillerin pek bilmediği sokakta oyun oynama kavramı... Biz çocukken çikolatalı ya da salçalı ekmeğimizle sokağa çıkmaya ve akşama kadar oyunlar oynamaya bayılırdık. Yeni nesil ise bilgisayar başında oturmak ve hiç kalkmamak üzere programlanmış gibi. Sokak deyince ağlamaya başlıyor, ulan* biz anne dayağıyla eve zor girerdik. Hey gidi günler!

Saklambaç

Saklambaç

Akşam olması ve hava kararması beklenildikten sonra tüm arkadaşlar toplanırdık. Büyük ihtimal başka oyunları zaten oynamışız ve yorgunuzdur. Madem havada kararmış bir saklambaç oynamayalım mı? Oynayalım tabi. Son gelen kişi ebe olur eğer sonradan gelen kimse yoksa klasik tekerleme ile ebe seçilir. Ebenin bir mekanı -kale derdik biz- olur, amaç oraya ebeden önce varıp dokunabilmektir. Bir keriz arkasını dönüp, gözlerini yumar ve saymaya başlar. Herkes saklanır, ebe gördüklerini kaleye dokunarak “ebe!” diye bağırıp ebeler. Onlar geçer köşeye oturur sohbete başlar. Sırf o sohbet için bilerek ebelendiğimi hatırlıyorum. Yoksa fena saklanırdım, bulamazlardı. Eğer  herhangi bir oyuncu ebeden önce kaleye dokunabilirse, tüm oyuncular tekrar saklanır ve kerizimiz bir kere daha başlar saymaya. Ha biz o zamanlarda çakaldık, bir arkadaşımla kabanları değiştirirdik. Bu keriz de yanlış isimle ebelerdi, “Çanak çömlek patladı!” diye bütün oyuncular saklandığı yerden çıkar ve iyice bir gülerlerdi kerize. Sonra ne mi olurdu? Her şey baştan başlardı. Nereden bilelim büyüyeceğimizi? Hep çocuk kalırız diye hesap etmiştim ben, ona göre planlarım vardı. Maalesef olmadı... Topla oynanan versiyonunda çok lezzet verdiğini söylemek isterim.

Misket

Misket

Misketin kuyulu ve üçgen gibi türleri vardı. Oynamaya bayılırdım. Özellikle eskimiş bir misketi “ellik” tabiriyle seçer oyunu onla oynardınız. Ortaya da en ucuz misketleri atardım. Genelde mahalledeki en güzel misketler bendeydi. Arka mahalledeki bakkaldan -dursun bakkal- ucuza aldığım misketlerle bu kerizlerin renkli kaliteli misketlerine karşı oyun teklif ederdim. Üçgeni çizer ortasına dizerdik. Tabi bu akıllıya hani, bire üç alacağını zannediyor. İlk atış sırası geldiğinde bunun misketi üçgenden çıkartıp alırdım. Sonra bu ağlardı tabi bunlar güzel değil diye. Üç koyduysam beş taneye geri verirdim. Ne günlerdi be bu misketi torunlarla oynamam lazım benim ileride!

Taso

Pokemon Tasoları

“Pokemoon! Garı gaçı yoo!” Şeklinde hatırlanır genelde. Fakat aslında olan “Pokemon gotta catch ’em all!” yani hepsini yakalayalım anlamındadır. Tabi biz onu “kaçan bir karı” olarak söylerdik. Nereden bilelim büyüyünce mekanlarda "White Chocalate Mocha" isteyeceğimizi... Bilseydik ona göre İngilizce çalışırdık. Nereden baksan (250) adet tasom ile ortalığın dumanını attırıyordum. Eve gelen her komşu çocuğuna koleksiyonumu gösterip hava basardım. Yine çakal takaslarla işi götürdüğümde olurdu. Numaraların hepsini tamamlayabildiğimde yani birinci sezonda gösterilen tüm pokemon tasolarını ütmeyi başarabildiğimde cipslerden artık çıkmayacağı haberiyle yıkılmıştık. Kimse oynamaz olmuştu. Mahallenin bakkalına iyi fiyattan -iki çikolata vermişti- satmıştım. Şuan halen daha neden tasoları aldığını düşünüyorum. Torununa felanmı verecekti ki acaba? Bana taso verme taso ütmeyi öğret demeyen torunu ne yapacaksın, emmi.

Mahalle Maçı

Mahalle Maçı

Mahalle maçlarında takıma alınmayan, top toplayan, kaleye geçirilen bir çocuk vardır. Hüzünlü, mağrur, gariptir o. Sevgiye ihtiyacı vardır. İşte o çocuk bendim. Hatta daha sonraları -yaklaşık beş yıl sonra- hırs yapıp alt yapılarda oynamıştım. Mahalleden eski bir arkadaşımla antrenmana giderken rastlaşmıştık. Naber, ne yapıyorsun muhabbetleri bitince asıl soruyu sormuştu. Nereye gidiyorsun? Burnumu havaya kaldırıp -nasıl yapılıyor halen bilmiyorum o ana özel birşeydi- antremana gidiyorum, “Lisanslı futbolcuyumda ben” şeklinde cevap vermiştim. O zamanlar thug life yoktu. Aldın mı babayı felan vardı. Sanırım babayı aldılar. Şuan halen daha halı sahalarda duman attırıyorum. Teşekkürler beni takıma almadığınız için. 

*Aslında olan: Hiçbir zaman futboldan anlamadı. Kulüpte de hep yedek bekletildi. Kendini suskunluğa verdi. Halen daha bir telefon çalsa da, halı saha maçına çağırsalar diye bekliyor.

Körebe

Körebe

Körebe oyununu niye severdim biliyor musunuz? Çakaldım çünkü, nasılsa gözü bağlı arkadan vur tekmeyi ibneye*, yık yere. Her oyun, ebeleri iyi bir döverdim. Bir kere bile ebe olmadığım için onların acılarını tahmin etmem mümkün değil.

İstop

İstop

Mahalledeki güzel kızlara yaranma çabası içerisinde olduğum zamanlar oynamak zorunda kaldığım oyun. Öyle çokta önemli bir yeri yok bende. Geçelim efenim bu konuyu, karı kız mevzularını açmayalım. Lütfen yahu istirham ediyorum.

Uzun eşek

Uzun Eşek

Biz bu oyunu ilkokulda, lisede ve üniversitede yurtta bile oynuyorduk. Hayvan olmayı mı seviyoruz, yoksa doğamızda mı var bilmiyorum ama çok sevdiğimiz bir oyundu. Şuan tabii ki de oynamamız mümkün değil gibi görünüyor. Kocaman herifler olduk birbirimizin bir yerini kırarız diye korkuyoruz desem yalan olur. Oynayacak adam varsa ben oynarım. Bakmayın böyle göründüğüme kralını çağırın gelsin. Birde taktik vereyim genç liseli kardeşlerime... Mesele zıplamak değil asıl mesele düşmek yeğen. Rakibin sırtına ne kadar sert bir iniş yaparsanız o kadar rahat yıkarsınız. Çiftse çift, tekse tek deyin delikanlı olun lütfen. Az mı çektik o çakallardan. 

Not: Bu sefer ben o çakallardan biri değildim.

Yakar top

Yakar Top

En sevdiklerimden biridir. Sinir olduğun bir kız mı var? Hemen çağır ortada sıçan -kimilerine göre adı buydu- oynamaya. O zamanlar msn felan çıkmamıştı, henüz titreşim ve smiley atamıyorduk. Küfür falan da bilmezdik öyle çok. İçimizde mi kalsın gel kız buraya. Özellikle kafadan vuruşlarımla tanır beni mahallenin kızları. 

Mendil Kapmaca

Mendil Kapmaca

Birinci sınıfta -ben ana okulu okumadım o yaşta sokaklarda geziyordum, tercih meselesi kimileri kariyeri seçer kimileri eğitimi- öğretmenimizin zorla oynattığı fakat çok sevmediğim bir oyundur. Zira insanın hislerini, mendil her an düşebilir çabuk hareket etmeliyim şeklinde geliştiren oyundur.

İp Atlamak

İp Atlamak

Sek sek felanda oynardım ben çocukken, gülmeyin kız oyunu deyip atar yapmayın hemen. Zıplama kabiliyetimi geliştirdiğini düşünürdüm, film yıldızlarının o uçan tekmelerinden atabilmek adına yarı çıplak halde evde antrenmanlar yaptığımı hatırlıyorum. İp atlamak da bacaklarımı geliştirir diye düşünüyordum. Hacı ben çok yanlış düşünüyormuşum çocukken, allah affetsin.

Simit

Simit

Siiimiiiiiiiiit! Gavura vurur gibi vurun. Bir cümle ile simitin özeti budur benim için. Çok fazla kırık kol, burun kanaması, sırt ağrıları içeren bir oyundur.

Bunları yazdıktan sonra çocukken çok günah işlediğimi fark ettim hem hiç ebe olmaz hemde ebeleri döverken o küçük vicdanım sızlamadı mı sanıyorsunuz? Sızlardı, her akşam gizli gizli ağlardım. Yok lan ne ağlayacağım eğer ebe ise yiyecek dayağı başka kaçarı yok bunun. Ben atari istediğim için ağlardım. Sonra bir gün o mucizevi kabloyu fark ettim. Sarı, beyaz ve kırmızı. Televizyonun arkasından atariye uzanan o inanılmaz kablo! Sonra elime bir fasulye -harbiden fasulye gibiydi- verdiler. Üzerinde tuşlar vardı. Al oyna dediler.

Atarinin İcadıyla:

Atarinin icadı, bilgisayarın icadı gibi vurmamıştı bizi. Sokakta iki kişi görünce hemen kapatıp -annemiz kapatırdı biz ne anlarız o yaşta- dışarıya koşardık sevinçle. Ama her zaman atarininde hatırı sayılır bir yeri vardır gönlümüzde. Onun yeri çok başkadır…

Mortal Combat Atari

Mortal Combat

Hiç anlaşamadığınız, sürekli kavga ettiğiniz bir ağabeyiniz oldu mu hiç? Benim oldu... Çocukken çok dövdüğüm sonraları çok dayak yediğim kişidir kendisi. İlk kankam, dostum, arkadaşım... Saymakla bitmez onun sıfatları. Sonradan fark edilir üzülmemesi sevilmesi gerektiği ama iş işten geçmiştir tabi. Herkes ayrı şehirlerde kendi ailesini kurmuştur. Bunları okuyorsan eğer atariyi kafanda kırdığım için özür dilerim. Ne gündü ama! Tüplü televizyonun rengi gitmiş, hatalar vermeye başlamış, çalışmaz olmuş. Atari oynayacağız diye sabah akşam içine sıçmışız aletin. Beraber oynadığımız, özellikle Mortal Combat gibi oyunlarda inanılmaz kavga ederdik. Ataride döven gerçek hayatta dayak yerdi, ilahi adalet. Sonraları babamın pencereden aşağı attığı, küçük güzel alet.

Super Mario Atari

Super Mario

Sıra ile oynamak zorunda kaldığımız için birimiz uyurken birimiz devam ederdi. Prensesi kurtarmayı başaran nadir çocuklardanız biz. Akıllı olun oğlum, siz daha ikinci bölümde yanarken ben prensesi kurtardım. Lütfen ona göre davranalım bu blog sahibine. 

Blogun sloganını değiştiriyorum: Prensesi kurtaran nadir çocuklar ve ötesine!

Pacman Atari

Pacman

Neden bilmiyorum ama beni çocukken korkutan oyunlardan birisiydi. Yinede oynama isteğim olurdu. Şuan korku filmlerinde de aynı olay mevcut, korkacağımı biliyorum ama izlemek istiyorum. Mario kadar zor değildi. Aslında basit bir oyundu. Hadi bunu sizde bitirmişinizdir ağlamayın tamam sizde atari oynuyorsunuz.

Circus Atari

Circus

Floopy birdi yapan adam oyununu Circustan çaldı! Alparslan Baltacı’dan şok itiraflar... Geçen gün bir çocuk geldi yanıma, oturduk sohbet ediyoruz. Ağabey dedi eski atari oyunlarını hatırlıyor musun ne güzeldi onlar dedi. Meğer çakal fikir bulamıyormuş benim fikrime konacakmış. Neyse hatırlamaz olur muyum hiç dedim. Sohbete başladık konu Circus’a geldi. İnsanlar bu oyunu çok sever mobili olsa dedim. Metroda, otobüste, işte, okulda sürekli oynarlar dedim. Sen ordan kalk, git Floopy Birdi yap. Zengin ol. Daha sonraki günlerde postacı geldi ve bir mektup verdi. Bu itten geliyordu mektup, şöyle yazmış: Sayende zengin oldum, çocukken üttüğün kerizlere benzettim seni. Ben oyunun kuşlu versiyonunu yaptım, fikri senden çaldığımı anlamamışsındır diye mektup yazdım ağabey. Aynen bu kelimeler yazıyordu. Seni bulacağım, Dong Nguyen. Vietnam'da yiyormuşsun paraları duydum. Az kaldı geleceğim yanına. Ya da sen Circus versiyonunu çıkart oyunun barışalım.

Excite Bike Atari

Excite Bike

Bayıldığım oyunlardan biri. Tam bir bisiklet sevdalısı olmama yol açan o meşhur oyun buydu işte. Ne günlerdi be.

Contra Atari

Contra

İki kişilik oyunların atasıydı benim için. Mario’dan farklı olarak iki kişinin aynı anda oynayabiliyor olması harikaydı. Üstelik ikinci oyuncuyla beraber hareket etmen onun da senin kadar iyi bir nişancı olması şarttı. Ayrıca bunun müziği de bir hoştu.

90 Tank Atari

90 TankS

Seviye atladıkça kuşu koruması zorlaşan, güzel zaman geçirten oyunlardan birisi.

Road Fighter Atari

Road Fighter

Ataride oynadığım ilk oyun! Kaset çinceydi, marioyu epeyce bir süre bulamamıştık. O sıralar oynamak zorunda olduğum oyunlardan biri.

Street Fighter Atari

Street Fighter

Mortal Combat kadar sevemediğim bir oyun. Kimiside bunu daha çok severdi. Hayat daha o yaşta karşımıza çıkarıyordu insanların farklılığını. Herkes istediğini sevsin be kardeşim, gönüller bir olsun yeter.

Tetris Atari

Tetris

Teknosa’ya her gittiğimde bir Türk lirası atıp oynadığım. İphone hariç tüm ödülleri topladığım makinede oynadığımız oyunun farklı versiyonu. Fakat o makinedeki yeteneğimin tetrise dayandığını düşünüyorum.

Kısacık bir ara verip not düşmek istiyorum: Efsane atari oyunlarını ben halen daha oynuyorum! Evet, evlendikten sonra bir atari satın aldım ve eşimle ara sıra nostalji günleri yapıyorum.

Nokia 3310'dan Sonra:

Her evdeki ilk telefon olabilir. Genelde babalarda bir tane bulunurdu. Tuş açması öğrenildikten sonra gizlice alınıp -ağlayarak da elde edebilirsiniz tercih meselesi- oynanırdı. Bataryanın şişmesinin ardından gelen bir baba bağırtısı ile tekrar oynanamayan oyundur.

Space İmpact

Space İmpact

Çocukken en sevdiğim oyunlardan biridir. Bölüm sonundaki canavarları çok güçlü olsa bile bir şekilde bitirmeyi başarabilmiştim.

Bounce Top

Bounce Top

Bitirmekte çok zorlandığım bir oyundu. Bir türlü son bölüme gidemiyordum. Bir gün bir arkadaş annesiyle birlikte misafirliğe gelmişti. Nereden öğrendiyse pezevenk dört sayıyla başlayan hileler açıyordu. Ardından oyunu rahat bir şekilde bitiriyorduk.

Bilgisayardan Sonra:

Ağabeyimle beraber babamı herkeste bilgisayar var bizde alalım şeklinde ağlayarak -planlı bir hareket olabilir orasını çok karıştırmayalım- ikna etmeye çalıştık. Daha sonraları daha fazla dayanamayan babam; ucuz yollu, tüplü, 64mb RAM’e sahip ve ekran kartı olmayan bir bilgisayar almıştı... Yıllar sonra herkes Casper marka bilgisayarlara geçerken biz onunla oynamaya devam ettik. Olsun mutluyduk, yetiyordu bize.


Doom 1993

Doom 1993

Doom gibisi varmı lan? O müzikler, o heyecan, o korku. Her şey vardı bu oyunda. Yaş zaten altı, altına bıraktın bırakacaksın yani. Çok sarardı oynaması.

Aladdin 1993

Aladdin 1993

O lambayı hep bekledim çocukluğumda. İçinden çıkacak lamba cinini trolleyecek cevapları ezberlemiştim. Ama olmadı bir türlü bulamadık, rast gelmedi. Bizde oyununu oynayıp bitirelim dedik.

Half Life

Half Life

Siz hiç okuldan kaçmadınız mı? Biz çok kaçardık -aman annemler duymasın- okuldan. İnternet kafeye oturur akşama kadar Half Life’da kapışırdık. Eve gidince okul çok yorucuydu der naz yapardık, allah affetsin.

Need For Speed

Need For Speed

Oyunun başında güzel bir araba verip bir dakika sonra o arabayı ayağımızın altından alması, ilk küfürlerimi etmeme neden olmuştu. Daha sonradan hırs yapıp o ilk arabanın aynısını almaya çalışıyorsunuz. Bu yüzden görevleri ve yarışları seri bir şekilde bitirmiştim.

Gta Vice City

Gta Vice City

Malibu Pub’a girip içeriyi darma duman etmeyen bir gençlik olamaz. Bu oyunun bendeki özelliği şuydu, açık bir dünya vardı. Diğer oyunlardan çok farklıydı. Bunun online halini de ilk ben akıl ettim ama olmadı işte. Gerekli mercilere ulaşamadım. Sanırım hep fakir kalacağım. Amma velakin zengin olacağım tek yer, Vice City...

Counter Strike

Counter Strike

Okulda ekibi kurup, ders çıkışı koşarak internet kafeye giderdik. Tabi koşacağız otobüse para verirsek internet kafeciye ne verecektik? Oynamaktan sıkılmadığımız oyundur. Lisede bilgisayar derslerinde çaktırmadan oynadığımız günleride hatırlıyorum. Geçenlerde de dünya şampiyonu olduk. Nereden nerelere geldik. O gün okuldan kaçanlar bugün dünya şampiyonu oluyor, hayat işte.

Fifa 98

Fifa 98

Siz isterseniz Fifa 2020 çıkarın değişmez. Fifa’nın kralı 98’dir. Hakeme ve kaleciye faul yapılabiliyor olması mı desem, iki kişi oynanabiliyor olması mı desem ne desem bilemedim. O kadar güzel yanları vardı ki bu oyun gerçek bir efsaneydi. İkinci kişinin oynaması için öyle joistik felan gerekmiyordu. Bilgisayar faresi ile oynanabiliyordu. Hatta mouse ile oynayan oyuncu, yani ben. Çok rahat çalımlar atıp, bol bol gol atabiliyordum. Attığım rovaşatalarıda başka hiçbir sürümünde atamadım.

Call of Duty 2

Call of Duty 2

Benim için e-spor ve mmorpg dünyasının başladığı oyundur. İki ekip birlikte oynayıp, turnuvalar düzenlediğimiz oyun o kadar lezzet veriyorduki, bambaşkaydı... Oyundaki ortam ve ekip koordinesi gerçekten harikaydı. Nitekim oyun vesilesiyle mmorpg dünyasını benimsemiş, e-sporun daha e’si yokken bir takım kurmayı önermiştim. Fakat kimseler inanmamıştı tabii ki.

İnternet geldikten sonra:

Buraya kocaman bir çizgi çekiyorum. Çünkü buraya kadar oynadığım oyunları oynadığıma asla pişman olmadım. Amma velakin yazının devamında yer alan oyunları oynamak yerine keşke daha fazla sokağa çıksaydım demeden edemiyorum.


Pokemon Crater

Pokemon Crater

Sınıfta benim Charizard 55 level oldu kanka şeklinde birbirimize anlattığımız, senin hesabı dün yine yendim lan keriz dediğimiz, kanka poke topu göndersene bana şeklinde ricalarda bulunduğumuz oyundur. Sonraları hilesini öğrenip tüm pokemonlarımı 100 level yapmış, tüm gymleri yenmiş ve efsane pokemonlardan oluşan koleksiyonuma başlamıştım. Tam her şey harika gidiyordu ki şerefsiz Nintendo yaptığı yine yapacağını. Olsun çok güzel birer hatıradır. Buradan kız düşürmüşlüğüm bile vardır.

Farmville

Farmville

Bu oyunu ekleme nedenim şudur: Son dönemde teknoloji baya ilerlemiş, sokak kavramı bitmiş, herkes bilgisayardan kalkmaz olmuş. İşte o zamanlara denk gelen bu oyunu severek oynamıştım. Babam’ın -kesinlikle oyun oynamayan bir adamın bile- şu domatesleri bir toplayayım demesine neden olan oyundur. Sadece bu yüzden bile bu listede olmayı hak ediyor.

Knight Online

Knight Online

Evet sevgili okurlarım... İşte neden süper lisede veya fen lisesinde okuyamadığımın kanıtı karşınızda duruyor. Gençliğimizi uğrunda çürüttüğümüz oyun budur. Neyse ki ben uzun süreli oynamadım fire drake sürümü geldikten ve hileler baş göstermeye başlayınca, vaktimizin dolduğunu fark edip, güzel hatıraların içinde yer almasını istedim. Bir oyunun kendi içinde kültürü ve saygısı olabilir miydi? İşte bu oyunda vardı. Pazarcılık, ticaret, saygı, klan ortamı ve anlık rakiple savaşabilme olayı gerçekten o zamana göre müthişti.

Metin2

Metin2

Çok uzun süreli oynamamış olsam da, ilk çıktığında tester olarak oynadığım için -bir çocuk için büyük başarı- bu listeye koymam gerekliydi. Sonraları çok tutmuş bir oyundur.

Hero Online

Hero Online

Bu listedeki oyunlar arasından ilk üçe mutlaka girer dediğim oyunlardan biridir. Geçen yıl tekrar açılmıştı ve oynamıştım fakat sonra yine kapandı. Eğer tekrar açılırsa, yine oynayacağıma eminim. Gerçekten o zamanın oyunlarına göre inanılmaz grafikleri vardı. Savaş sitemi, pet sistemi, aile sistemi ve her şeyiyle farklı bir oyundu.

Travian

Travian

Karşı komsu amca, yaşına başına bakmadan oyun oynuyormuş. Birde bana demez mi sende başla, oyna diye. Onun zoruyla da olsa başlayıp uzun bir süre bırakamadığım bir web tabanlı strateji oyunudur kendisi. Birlikte büyük işler başarmıştık. Sonrasında zirvede bırakma kararı alıp, yeni sunucusuna başlamamıştık.

Neredeyse bir haftadır düşünüyorum ve aklıma başka oyunda gelmiyor. Benim için efsaneleşen oyunlar bunlardı işte. Bu oyunların popülerliği bittiğinde de sporla uğraşmaya başlamıştım, pek bilgisayar oyunlarıyla işim olmadı yani. Bilgisayara oturduğum zamanda burada anlattığım gibi bir şeyler yazacağım diye uğraşıp duruyordum öyle. 


Geçmişten Günümüze Efsaneleşen Oyunlar

Peki günümüzde ne mi yapıyorum? Maalesef bir bilgisayarım veya oyun konsolum olmadığı için oyun oynamıyorum. Amma velakin herkesin bildiği mutlaka bir yerlerden duyduğu popüler oyunları youtube ve twitchten izleyerek takip ediyorum. Lafı çok uzattım, yavaş yavaş yazımı sonlandırayım. Milletin işi gücü var be adam bitir artık şu yazıyı diye bir ses duyuyorum uzaklardan. Hadi o zaman kapanışı yapalım.

Bu güzel mim için Sezer Ağabeye teşekkür ediyorum. Şimdilik blog evreninde kimseyi tanımadığım için mimleme yapamıyorum fakat mim isteyen varsa eğer bu yazıya nacizane yorumunu bırakıp mim isteğinden bahsedebilir. Bizde boş durmayız tabi, gerekeni yaparız. Bu arada bu güzel oyunları -daha çok anıları- ben yazarken çok eğlendim. Umarım sizde okurken çocukluğunuza dair küçük mutluluklar yaşayabilmişsinizdir. Bir sonraki yazıda görüşünceye dek, hoşça kalın!

Dip not: Yalnız şimdi aklıma geldi bu oyunlar çıkalı yirmi seneden fazla olmuş. Gerçekten yaşlanmaya başlıyoruz...

11 Yorum

Yorum Kuralları:
Reklam, tanıtım, küfür, hakaret ve sadece anahtar kelimeler içeren yorumlar yasaktır.

Hatırlatma:
Bloguma destek olmak adına yazıya olumlu ya da olumsuz yorum bırakabilirsiniz.
Yorumlarınız benim için çok değerli ve kısa süre içerisinde mutlaka cevaplıyorum!

Üyeliğiniz olmasa bile anonim profil seçeneğini kullanarak yorum yapabilirsiniz.



  1. Yazını okurken çocukluğum gözlerimin önünden geçti... Harika bir yazı olmuş, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı yazarken bende sizinle aynı duyguları hissettim. Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim!

      Sil
  2. Hareketsiz bir çocuk olarak sokak oyunlarını pek sevmiyordum. Günümüz çocuklarından olsaydım bilgisayar başından kalkmazdım muhtemelen.
    İsim, şehir, hayvan vs. ve adam asmaca gibi oyunları seviyordum.
    9 taş 5 taş gibi kağıt üzerine çizilip taşlarla oynanan oyunları oynuyorduk anneannemle. Ananem (öyle diyordum) benim kankamdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazı da bahsetmeyi unutmuşum... Evde olduğumuz zamanlarda; isim-şehir, adam asmaca, hırsız-polis, vampir-köylü ve bom gibi oyunlarda oynardık.

      Sil
  3. Çocukluğumda sokak oyunlarından en çok 7 kiremit, simit, saklambaç ve yakar top oynardım. hey gidi günler 25 yıl geçmiş aradan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi geçmişe götürebildiysem ne mutlu bana! Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  4. Merhaba Alparslan. Senden 10 sene eski bir ademoğlu olarak şu listeyi hüzünlü bir tebessümle okudum.

    Sokak oyunları bizim neslin kısmeti. Atari ve yukarısı da sizin. Atariyle oynamışlığım var ama çok değil.

    Biz şimdiki nesilden çok fazla senin neslinden biraz daha fazla hür bir çocukluk yaşadık.

    Insan özlemiyor değil..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle yorumun için çok teşekkür ederim. Bence sizin nesil bizimkinden daha şanslı... Ayrıca geçmişi özlememek elde değil.

      Bizim nesil ise sokak, atari ve ayrıca bilgisayar kültüründende nasiplenebildiği için şanslı. Amma velakin sonraki gelen nesiller için aynı şey söz konusu değil. Onlar hiçbir zaman sokakta güzel oyunların oynandığı ve atarinin mucizevi bir alet olduğuna inanılan o kültürü tadamayacak...

      Sil
  5. Valla süper bir derlem olmuş half life partileri geldi aklıma :) ayrıca uzun eşek ya daha niceleri geçmişe gittik teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim, güzel yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  6. Çocukken ne çok oynardık bu oyunları.. çocukluğum gözümün önüne geldi vay be yaşlanmışız gerçekten

    YanıtlaSil