Melhuzat Ayrac
1996 *Samsun*
Çarşamba Devlet Hastanesinde, perşembe günü doğmuşum ben... Hayat ilk şakasını doğar doğmaz yapmış bana! Nedendir bilinmez, dokuz ay on beş gün geçmesine rağmen dünyaya gelmek istememişim... Belki de daha bebekken anlamışımdır bu dünyanın rengine kanacağımı. Bunun üzerine annem, babam ve doktor üçlüsü bana danışmadan sezaryen kararı almışlar. Bana sormamalarına ve beni bir birey olarak kabul etmemelerine sinirlenip, küsmüşüm. Doğduğumda doktorlar ne yapsalar ne etseler de iki gün boyunca ağlamamışım, susmuşum... Sonra anneme kıyamamışım ve küskünlüğümü bir kenara bırakmışım. Ayrıca bahse konu olay yüzünden hiç ebem olmamış. Ebesiz olmakta zor...

Kırkım çıktıktan sonra yirmi dört saatlik bir otobüs yolculuğu yapmışım. Çok kısa bir süre Doğu Anadolu Bölgesinin güzide illerinden birinde yaşamışım. Kırk birinci gün yaptığım otobüs yolculuğu nedeniyle otobüs yolcuklarını hep sevmişim.

Daha üç aylık olmadan gurbete gitmek beni memleket hasretine alıştırmış. Hayatımın devam eden yıllarında memleket eksikliğini hep hissetmişim. Belki uzaklıktan belki hasretten Karadeniz'i çok sevmişim.

Kısacası 96 model, Samsun fabrika çıkışlıyım.

Melhuzat Ayrac
1997 
*Bitlis*
Baba demişim, şartlar çok ağır... Babam, nasıl konuşur bu çocuk diye düşünmeden neden oğul anlat bana demiş. Cebinde sigara alacak parası olmayan babama suratımı çevirmişim... Bir dal sigara istemişim. Başlamışım anlatmaya...

Baba; yoksulluk, açlık, fakirlik veya soğuk önemli değil, sevdiklerimizden çok uzaktayız demişim.

Çok uzun sürmeden memleketimize tekrar yakınlaşmışız. Memlekete yakın diye, Karadeniz'in bir iline yolculuk etmişiz. Sarı saçlı, mavi gözlü ve reklam filmlerinden çıkmış gibi görünen güzel bir bebeğin gölgesinde kalmışım hep. Ağabeyim sülalenin en güzel genlerini alırken, ben babaannemin deyimiyle "Kara kuru" bir şeymişim. Dış görünüşümden dolayı ikinci plana itilmişim.

Melhuzat Ayrac
1998 
*Tokat*
Karnımız tok, evimiz sıcakmış. Sobanın üzerine portakal kabukları koymaya başlamışız. Hatta babam eski bir tüplü televizyon almış! Bulunduğumuz şehirde alt yapı o kadar kötüymüş ki sürekli elektrikler ve sular gidermiş. Buna karşın annem ve komşuları her türlü zorluğa göğüs gererek güzel dostluklar kurmuşlar. Ben sevgi dolu ablalar ve teyzelerin kucağında büyümüşüm.

Melhuzat Ayrac
1999 
*Tokat*
Konuşma, yürüme ve tuvalete gitmek gibi temel yeteneklerimi geliştirmişim. Anlayacağınız koskoca adam olmuşum. Sular kesilince kapının önüne gelen su tankerinden su taşıyan annemin yanında dururmuşum. Beraber sırada beklermişiz. 

Melhuzat Ayrac
2000 
*Tokat*
Ağabeyim okula başlamış. Tüm ilgi oklarını tekrar üzerine çekmiş ve ben evde tek kalmışım. Tam sıkıntıdan patlayacakken annem koşmuş imdadıma... Harfleri öğretmiş. Benimle sokağa çıkmış, parklara götürmüş. Oyunlar oynamış. Hayatımın en güzel yılını yaşamışım.

Sünnet düğünü ve davetiyem hiç olmamış. Dedem bir ara eve bir arkadaşını çağırmış, kestirmiş. Erkek oluyorsun diye teselli verdiklerinde sinirlenip şimdiye kadar neydim diye çıkışmışım. Jandarmalar gelmiş, zor sakinleştirmişler.

Melhuzat Ayrac
2001 
*Tokat*
Okul derdine düşmeden önceki son senem. Ağabeyim okula giderken sabah arkasından "Keriz" diye bağırırdım. Her sabah beş buçukta kalkıp çizgi film izler, hayatımı yaşardım. Çikolatalı ekmeğimle dünyanın en mutlu çocuğuydum. Sokağa çıkar; saklambaç, istop, misket, taso ve kart oynardım. Özellikle pokemon tasolarına bayılırdım...

Bir ara parkta ağabeyimle kavga etmişiz. Taş savaşı yapmışız, ilk turu o kazanmış. Çok uzaklardan bir taş atmış ve kafamı yarmış. Akabinde ikinci turda pusuya yatıp ben de onun kafasını yarmışım. Eve gittiğimizde ise üçüncü turda babamdan bir güzel dayak yemişiz. Öyle böyle değil... Bu savaş halen daha saçlarımı üç numara kestirdiğim de belli olan bir iz bırakmış. Daha sonra parkta parmağım tahterevallinin arasına sıkışmış ve kopmuş. Ameliyat olmuşum ve parmağımı dikmişler. Parmağım yine eskisi gibi olmuş.

Toprak yemişim bir süre. Topraktan geldim, toprağa gideceğim diye. Bembeyaz kar görünce dayanamamışım tadına bakmışım. Havale geçirmişim, bronşit olmuşum. İlaçlar iğneler falan derken paçayı zor kurtarmışım.

Melhuzat Ayrac
2002 
*Tokat*
Maalesef ağabeyimle dalga geçtiğim günler sona ermiş. Kanıma girmişler fena karı kız var diye. Sırt çantaları ve önlüklerimizi giyip beraber gitmeye başlamışız okula. Dünya kupasının gazına gelmişim, balkonda naralar atarken düşmüşüm ve kafam farklı bir yerinden yine yarılmış. Kafamı betona çok sert çarpmışım. Kendime gelmek için düşünmeye ihtiyacım olduğunu söylemişim.

Okulun ilk senesi oldukça sıkıcı geçmiş. Bazı şeyleri önceden ağabeyim ve annemden öğrendiğim için hep bir adım önde olmuşum. Bundan dolayı tüm gün okulda canım sıkılırmış. İnanılmaz derecede yaramaz bir öğrenciymişim. İlkokul öğretmenim neredeyse istifa edecekmiş.

Okulun ilk günü sınıftaki herkes ağlarken. Annemle göz göze gelmişim. Sen git artık akşama görüşürüz anne, demişim. Çocuk olmama rağmen bazı konularda olgunmuşum.

Evimizin yakınında bir bakkal ve cami varmış. O caminin önünde her gün saatlerce oturan Mustafa Dedem ile tanışmışım. Birbirimizin sohbetini sevmişiz, iyi birer dost olmuşuz.

Melhuzat Ayrac
2003 
*Tokat*
Artık ikinci sınıf olmuşum. Babamın, bu okuldaki son senen demesine sevinmişim. Daha başlamadan okul denen illetten kurtulacağım sanmışım. Daha sonra babam seneye farklı şehirde/okulda devam edeceğimi söylemiş ve bütün sevincim kursağımda kalmış.

Bu yıllar itibariyle çeşitli ailevi problemler yaşamaya başlamışız. Evde sürekli bir savaş hali söz konusuymuş. Bazen annem ve babam bazen ağabeyim ile ben hayat denen savaşı vermeye çalışırmışız. Ailemin sınav ve ders konusunda baskılarını daha bu yaşlarda üzerimde hissetmeye başlamışım.

Melhuzat Ayrac
2004 
*Eskişehir*
Ülkemin en güzel şehirlerinden birine taşınmışız. Tabi o yıllarda henüz gelişmiş değilmiş fakat zaman içerisinde müthiş bir ivme yakalamış Eskişehir...

Burada üçüncü sınıftan devam etmişim fakat adaptasyon sorunları yaşamışım. Sınıfta hemşehriler toplanmış ve beni dışlamışlar. Okul hayatımda bu yıllarda pek arkadaş edinememişim.

Çarpım tablosunu ezberlemek yerine İngilizce ve Almanca sayıları öğrenmişim. Farklı olmaya çalıştığımı iddia edip beni yargılamışlar.

Bir öğretmenim sayesinde, satranca merak salmışım. Üçüncü sınıfta, sekizinci sınıftakileri yenebilmişim. Bir kaç turnuvada derece alabilmişim. Satrancı çok sevmişim. Babam satranç yerine derslerine odaklan demiş. Bir gün okulda satranç takımımı çalmışlar bende yenisini almak ve mücadele etmek yerine bırakmayı pes etmeyi seçmişim.

Melhuzat Ayrac
2005 
*Eskişehir*
Okul kötü gitse de mahallede güzel arkadaşlar edinmişim. Okul çıkışı oyunlarımız gece yarılarına kadar devam etmiş. Futbol, saklambaç, sek sek, ip atlama ve yakar top gibi bir çok oyuna sarmışız.

Bir aralar okul sonraları büyük futbol takımlarının alt yapıları için seçmeye gitmişim. Bir tanesinde antrenmanlara katılmaya hak kazanmışım. Babam nereye gidip, ne yaptığımı sormuş... Cevap verememişim. Bırak bu top işlerini, derslerine çalış demiş. Futbola veda etmişim...

Melhuzat Ayrac
2006 
*Eskişehir*
Önlükleri son defa giydiğim sene. Pantolon, gömlek, kravat ve ceket giymek için heyecanlanmışım. Adaptasyon sorunlarımı yenmişim. Dersleri boş verip tiyatroya başlamışım. Yaşıma göre oldukça yetenekli stand-up gösterileri yapıyormuşum. Ayrıca bir çok diğer oyunda rol kapmışım. Bir yılda otuzdan fazla sahne almışım. Annem, öğretmenim ve arkadaşlarım benimle çok gurur duymuş. Sahneye ben değil babam çıkmış. Şebekliği bırak derslerine çalış, demiş. Ben de sevdiğim tiyatroya veda etmişim.

Melhuzat Ayrac
2007 
*Eskişehir*
Ortaokula geçmişim. Tam janti giyineceğim derken ağabeyimin eskilerini vermişler. Üzerime o kadar bol gelmiş ki içinde kaybolmuşum. Bu da okulda, sınıfta ve mahallede yok olmama sebep vermiş. İçime kapanmışım evden çıkmaz olmuşum.

Bir ara babamın 99'da aldığı bilgisayara internet bağlattığı aklıma gelmiş. Tarayıcıdan bütün flash oyunları oynadıktan sonra internetin büyülü dünyasına merak sarmışım. Html ve Css gibi kodlama dillerini öğrenmeye çalışmışım. Ne var ne yok tıklıyor ve okuyormuşum. Bir kaç website açmışım. Çok çeşitli konularda farklı farklı çöp siteler açmışım.

Tam OKS'ye kadar rahatız derken SBS icat edilmiş. Yarış atı adı verilen öğrenciler bu yıllarda doğmaya başlamış.

Melhuzat Ayrac
2008 
*Eskişehir*
SBS'den çuvallayınca babam bir dershaneye vermiş. Bu dershane sayesinde Eskişehir'i avucumun içi gibi öğrenmişim. Otobüs paralarını biriktirip yürümeyi tercih etmişim çoğu zaman. O paralarla da film kiralarmışım... Herkes SBS'ye çalışırken ben aşk peşinde koşmuşum. İki sınavdan da aldığım sonuçlarla kimseyi tatmin edememişim.

İnternet dünyasında yer edinmeye çalışırken babam bilgisayarın fişini çekmiş, bu sene son senen demiş...

Melhuzat Ayrac
2009 
*Eskişehir*
Semt değişikliği yapmak zorunda kalmışız. Kalorifer nedir onu öğrenmişim. Sobaya ve soğuk odalı evimize veda etmişim. Eskişehir'in en güzel mahallelerinden birine taşınmışız. Bu sebeple ilk okul hayatım üçe bölünmüş. Çok küçük yaşlarda vedalardan nefret etmeye başlamışım. 

Eski mahalleme otobüsle gidip gezermişim. Oradan kopmam oldukça zor olmuş. Ortaokulun son senesine gelmişim. Gittiğim yeni okulda tüm sınıf birbirini sekiz senedir tanırken ben onlar için bir yabancı olarak kalmışım. Mezuniyet fotoğrafında tüm sınıftan 1 metre uzakta durmuşum. İçine kapanıklığım artmış. Bu da filmlere, kitaplara ve blog dünyasına sarılmamı sağlamış. Ayrıca bu yabancılık derslerime sımsıkı sarılmamı sağlamış ve büyük bir başarı elde etmişim. Meslek Lisesi yerine Anadolu Liselerine yetecek bir ortalamaya yükselmişim. Babam ağabeyimin Öğretmen Lisesi kazanmış olması ve benden başarılı olmasını hep yüzüme vurmuş.

Melhuzat Ayrac
2010 
*Eskişehir*
Liseye başlamışım. Hep merak ederim, liseleri neden çeşitli sıfatlarla ayırıyorlar diye. Anadolu lisesine kayıt olmuşum. Hayatım tepetaplak olmuş. Lisenin ne olduğunu anlayamamışım. Arkadaş edinememişim. Ergenlik problemleriyle uğraşırken dersleri kaçırmışım. Birde üstüne yetmez gibi tekrar aşık olmuşum. Hem ergenlik hem karşılıksız aşkla verdiğim savaşı kazasız belasız atlattığım için teşekkür belgesi almışım.

2002'den itibaren yabancı dizi ve filmlere merakım olmasından dolayı İngilizcem hep çok iyi olmuş. Ağabeyiminde desteklemesiyle yabancı dil bölümünü tercih etmişim. Yaz tatilinin keyfini çıkarırken bir akşam yemeğinde babam toplanın demiş. Toplanın, gidiyoruz. Ağabeyim, ben ve annem çok kızmışız ama yine de toplanmışız ve yola koyulmuşuz.

Melhuzat Ayrac
2011 
*Sinop*
Sonunda hasretim bitmiş, Karadenize kavuşmuşum! Memleketimize de ilk seferinden bile daha yakın olmuşuz. Halen daha çok sevdiğim, Sinop'a taşınmışız. Burada aşka tövbe etmişim. Ders çalışmaya başlamışım. Yabancı dil bölümü olmadığı için sayısal bölümüne verilmişim. Tamamda ne alaka? Hayatımın kazığını yemişim. Keşke edebiyat bölümünde okusaymışım. Harika arkadaşlar edinmişim. Bir spor olarak yüzmeye merak salmışım. Babam boğulursun gitme yüzmeye demiş.

Melhuzat Ayrac
2012 
*Sinop*
Bana göre lisenin en güzel zamanı üçüncü sınıfıdır. Edebiyatımın fazla iyi olduğunu öğrenmişim ve bölüm değiştirmek istemişim. Babam karşı çıkmış. 

İki yıllık aradan sonra tekrar dershaneye gitmeye başlamışım. Resmen tam zamanlı bir işçi gibi çalışmışım. Hafta içi beş gün okul hafta sonu iki gün dershane. Buna rağmen boş vakitlerde arkadaşlarımla bu güzel şehrin tadını çıkarmışız.

Melhuzat Ayrac
2013 
*Sinop*
Lisenin son senesi oldukça güzel geçmiş. Herkes üniversite kazanırken ben kazanamışım. Ama yoğun ve yorucu maratonun sonuna geldiğime mutlu olmuşum. 

Melhuzat Ayrac
2014 
*Kastamonu*
Aile baskısı üzerine yanlış bir tercih yaparak Kastamonu'ya önlisans okumak için yol almışım. Ailemden ilk defa ayrılmışım. Evimden ilk defa çantamı alıp çıkmışım. Annemin beni otogarda yolcu ettiği o günü unutmam mümkün değil. İşte o gün bugündür yılda sadece 10 gün görebiliyoruz birbirimizi. 

Evden, ailemden, arkadaşlarımdan ve Karadeniz'den uzak olmak zor olsa da muhteşem arkadaşlar imdadıma yetişmiş. Birinci sınıfı başarıyla atlatmışım. Spora başlamışım ve severek yapmışım.

Melhuzat Ayrac
2015 
*Kastamonu*
İkinci sınıf o kadar hızlı geçmiş ki. Takvim dile gelmiş, durdurun inecek var diye bağırmış! Sporu ilerletmiş ve fit bir vücuda sahip olmuşum. İki yılda yaklaşık iki yüz kitap okumuşum. Filmler, diziler ve spor yapmak kadar kitap okumayı da sevmişim.

Melhuzat Ayrac
2016 
*Ankara*
Ankara'da çalışmaya başlamışım. Annem bileziğini bozdurmuş, tuttuğum eve bir kaç eşya almış. Cebimde biraz para varmış. Bir süre işe bisikletle gidip gelmişim. Tam her şey harika gidiyor derken bir kaza geçirmişim. Sağ el bileğim param parça olmuş. On saatlik ameliyatın ardından on üç vida iki platin takılmış. Spora ve bisikletime veda etmişim... Neşeli ve çocukluğunu çok seven Alparslan'a veda etmişim.

İş hayatımda, bileğimden dolayı yaşadığım sağlık problemi kimsenin umrunda olmamış. Çok zorluklar çekmişim. İşteki insanların dedikodusundan, yalanından ve iki yüzlülüğünden bıkmışım. Oyunlara vermişim kendimi. Gündüzleri işte çalışmışım. Akşamları eve gidince sabahlara kadar oyunlar oynamışım. Tek başıma turlamışım Ankara'nın sokaklarını... Filmler, diziler ve kitaplar okumuşum. Her şeye rağmen en güzel yıllarımdan biri olmuş. Bir ara ağabeyim gelip yanımda kalmış. İş durumu olmayınca geri dönmüş.

Melhuzat Ayrac
2017 
*Ankara*
Görücü usulü evlenmişim. Tuzlu kahveyi bir dikişte içip at-avrat-silah üçlemesini tamamlamışım. Daha düzenli bir hayata sahip olmuşum. Geçim derdine düşmüşüm. Artık hayallerim hep iki kişilik olmuş. O da benim gibi Karadeniz'i çok özlemiş.

Melhuzat Ayrac
2018 
*Ankara*
Hafta sonları evimize gelen misafir kuzenler sayesinde yine güzel bir yıl geçirmişiz. İşteki problemlerim oldukça azalmış. Sakat bileğime alışmaya başlamışım. Geçim sıkıntısı canımıza tak etmiş. Pılımızı, pırtımızı toplamışız.

Melhuzat Ayrac
2019 
*Ağrı*
Türkiye'nin en soğuk şehrine taşınmışız. Geçim sıkıntısı derdim bitmiş. Hatta Karadeniz'de bir ev yaptırma hayaline kapılmışım. Bir ara gidip ehliyet almışım. Garip duygular içerisinde girmeye başlamışım. Felsefi sorgulamalar içinde bir yıl geçirmişim. Üç monitör arasında oturmaktan kendi klasmanlarında iddialı sayılacak bir götün ve göbeğin sahibi olmuşum. Van ve Iğdır'ın havasını soluyup Karadeniz'in özlenmeyi hak eden bir bölge olduğuna yürekten inanmışım.

Melhuzat Ayrac
2020 
*Ağrı*
Soğuk kış aylarında kahve içip Netflix izlemekten sıkılmışım. İş hayatımda geçmiştekine benzer problemlerle karşılaşmışım. Bileğim yüzümden dört yıldır spor yapamamışım ve otuz kilo almışım. Her şeye karşın memleketimize dönüp kendi evimizi alabilme hayaline tutunmuşum. Kötü giden her şeye inat bir blog açmışım! Boş zamanlarımın tamamını bloguma ayırmışım. Bu sayede eski neşem yerine gelmiş ve hayatıma yeni bir düzen katmışım.

Korona virüs akabinde içsel sorgulamalarım daha fazla nüksetmiş. Adem oğlu verdiğim tüm şanslara rağmen gözümde kaybetmiş. İnsanlardan ve insanlıktan soğumuşum. Daha küçük, nezih, sessiz ve sakin bir hayata bürünmüşüm. Hayallerim değişmemiş ama bakış açımı kaybetmişim. Yaşadığım olaylardan edindiğim tecrübeler beni yaşlandırmış. Saçlarım beyazlamış. Bedenen ve ruhen yorulmuşum. Mücadele etmem gerektiğini fark etmişim.

Blog yazarak bir şeyler başarabilmeyi amaçlamışım. 
Melhuzat Ayrac